Tem. 20, 2009 · Kategori: AKLIMIN İLK SATIRLARI

Garip bir şekilde, toplumca ruh sıkışmaları yaşadığımız şu günlerde, pencereden baktığımda yalnızlık ve hüzünle süslenmiş yüzler gözüme çarpıyor…Televizyonda, sokakta, markette ya da herhangi bir yerde gördüğüm yüzlerde hep bir endişe ve anlamını arama var…Bir karmaşa alıp yürüyor sokaktan evlerin içine…. Olanlar ilk başta şaşırarak karşılanıyor sonrasında sakince kabulleniliyor…Ne garip ki bir bayram bir savaşa dönüşebiliyor ve ben tüm bu gelgitler içinde kayboluyorum …. Sanki birileri arkamdan kovalıyormuş gibi, eve gelip kapıyı kapatınca tüm o karmaşa, sıkışma kapının dışında kalacak gibi çocuksu bir hale bürünüyor. Nefes nefese kalmış, göğüs kafesim inip çıkarken, sıyrılmak, bir çınar gölgesinde sakince kendimi dinlemek istiyorum…

Böyle zamanlarda benzer yaşamlarda uzun soluklu bir mola vermek gerekiyor…Yüreği yüreğime, sesi kalbime eş birinin kulağıma beni anladığını söylemesiyle biliyorum ki daha kolay sırtlamak yaşamı…Yağmur olup damla damla akmak kolay… Benden uzak dostlarımı düşünüyorum… Şimdi ne yaptıklarını, nasıl bir gün ile boğuşup nelere üzülüp nelere sevindiklerini merak ediyorum ve kulağıma ruhuma iyi gelecek bir şeyler fısıldasalar diye geçiriyorum, sonrasında müzisyen bir arkadaşımın anlattığı Afrika'da bir kabile geleneği aklıma geliyor… Ruhuma nefes aldıran ve gülümseten bu hikayeye göre;

'Bir Afrika kabilesinde, hamile kalan kadınlar, arkadaşlarını toplayıp doğaya gider… Doğacak çocuğun şarkısını duyana dek meditasyon yapıp dua ederler. Bu kabileye göre, her ruhun kendine öz, ses vibrasyonları vardır. Kadınlar bu seslere kulak verdiklerinde, hep birlikte yüksek sesle seslendirirler. Sonra da kabileye dönüp şarkıyı herkese öğretirler.
Çocuk doğduğunda, tüm kabile toplanarak ona şarkısını söyler. Çocuğun sonraki önemli dönemlerinde, aynı şarkı okunur. Ölüm döşeğinde de aynı şarkı söylenir.
Bir insan kabul edilmez bir cürüm işlediğinde, kabile toplanır ve ona şarkısını söyler. Çünkü anti sosyal davranışlar ceza ile düzeltilemez; sevgiyle ve kimliğin hatırlanmasıyla çözülebilir.
Kendi şarkını duyduğun zaman, bir başkasına zarar verecek davranışlarda bulunma isteğine ihtiyaç kalmaz.
Aslında hepimizin içinde bize özel bir şarkı olduğunu biliriz ve sevdiklerimizin zor zamanlarımızda bunu fark etmelerini, bize söylemeye yardımcı olmalarını arzu ederiz. Gerçek dost, bizim şarkımızı duyan ve ihtiyacımız olduğunda bize tekrarlayandır''diyerek sonlanıyor hikaye…

Sonrasında ben günün herhangi bir saatinde, gecenin o nefessiz anlarında durmaksızın, kendime ''şarkımı 'söylüyorum… Şarkılarını unutmuş dostlarıma onların şarkılarını fısıldıyorum…

Kendimle çeliştiğim, cebelleştiğim, yaman bir düelloya tutuştuğum tüm anları bir deniz kenarında bırakıyorum. . . Ruh şarkımı söyleyerek, rüzgar olup doluyorum hayatın ciğerlerine…

İhtiyaç duyduğunuz her an ruh şarkınızı size hatırlatacak birilerinin olması dileğimle…

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »

<_script /><_script />