PROVAKATÖR MİSTİK/ OSHO

Yaşamın tamamı kutuplardan oluşmuştur: Olumlu ve olumsuz, doğum ve ölüm, erkek ve kadın, gece ve gündüz, yaz ve kış. Yaşamın tamamı kutupsal zıtlıklardan oluşmuştur. Ama bu kutupsal zıtlıklar yalnızca kutupsal zıtlıklar değildir, aynı zamanda birbirini tamamlayan şeylerdir. Birbirlerine yardım etmektedirler, birbirlerini desteklemektedirler.
Bunlar bir kemerdeki tuğlalar gibidir. Kemerde tuğlaların birbirinin karşısına konması gerekir. Birbirlerine karşı gibi görünürler ama bu karşıtlık sayesinde kemer inşa edilebilir ve ayakta kalır. Kemerin gücü birbirinin karşısına yerleştirilen tuğlaların kutupsallığına dayalıdır.

Nihai kutupsallık budur: Meditasyon yalnız olma sanatı demektir ve sevgi bir arada olma sanatı demektir. Bütün insan, her ikisini bilen, birinden diğerine olabildiğince kolay hareket edebilen biri demektir. Bu nefes alıp vermek gibidir

- güçlük yoktur. Zıttırlar - nefes alman bir süreç, nefes vermen buna zıt bir süreçtir. Ama nefes almak ve vermek tek bir nefesin tamamını oluşturur.

Meditasyonda nefes alır, sevgide nefes verirsin. Sevgi ve meditasyon bir aradayken nefesin bütündür, eksiksizdir, tamdır.

Yüzyıllarca dinler bir kutbu başarıp diğerini dışlamaya çalıştılar. Meditasyon dinleri vardır, örneğin Jainizm, Budizm -bunlar meditasyon dinleridir, kökleri meditasyondadır. Ve bhakti* dinleri vardır, adanmışlık dinleri: Sufizm, Hassidizm - kökleri sevgidedir. Kökleri sevgide olan bir din sevecek, dua edecek bir "diğeri"ne ihtiyaç duyar. Tanrı olmadan sevgi dini var olamaz, düşünülemez - sevgin için bir hedefe ihtiyacın vardır. Ama meditasyon dini Tanrı kavramı olmadan var olabilir; hipotez bir yana bırakılabilir. Bu yüzden Budizm ve Jainizm Tanrı'ya inanmaz. Diğerine ihtiyaç yoktur. Nasıl yalnız, sessiz, kıpırtısız, içinde tamamen sakin ve sessiz olacağını bilmen yeterlidir. Diğeri tamamen bırakılmış, unutulmuştur. Bu yüzden bunlar tanrısız dinlerdir.

Batılı teologlar ilk defa Budist ve Jaina edebiyatına rastladıklarında çok şaşırdılar: Bu tanrısız felsefelere nasıl din diyebilirlerdi? Felsefe denebilirdi ama onlara nasıl din derdin? Onlar için anlaşılmazdı çünkü Yahudi ve Hıristiyan geleneği dindar olmak için gerekli hipotezin Tanrı olduğunu düşünür. Dindar insan Tanrı'dan korkan insandır. Bu insanlar Tanrı yok diyorlardı, dolayısıyla Tanrı korkusu meselesi yoktu.

Batı'da binlerce yıl boyunca Tanrı'ya inanmayan insanların ateist olduğu, dindar insanlar olmadığı düşünüldü. Ama Buda ateisttir ve dindardır. Batılılar için bu çok tuhaftır çünkü kökleri meditasyonda olan dinler olduğunun farkında değillerdir.

Ve aynısı Buda'nın ve Mahavira'nın takipçileri için de doğrudur. Onlar Tanrı'ya inanan dinlerin aptallığına gülerler çünkü tüm fikir saçmadır. Yalnızca bir fantezidir, hayaldir, başka bir şey değil; yalnızca bir yansıtmadır. Ama benim için, ikisi birlikte doğrudur.

Benim anlayışım tek bir kutba dayanmaz; benim anlayışım akışkandır. Ben gerçeği her iki yandan tattım: Tamamen sevdim ve tamamen meditasyon yaptım. Ve benim deneyimim şudur: Bir insan ancak her ikisini bildiği zaman bütün olur. Aksi halde yarım kalır, içinde eksik bir şey kalır.

Buda yarımdır - İsa da öyle. İsa sevginin ne olduğunu bilir, Buda meditasyonun ne olduğunu bilir ama bir araya geldikleri zaman, birbirleri ile iletişim kurmaları imkânsız olacaktır. Birbirlerinin dilini anlamayacaklardır. İsa Tanrı'nın krallığından bahsetmeye başlayacak, Buda gülecektir: "Sen ne saçmalıklardan bahsediyorsun? Tanrı'nın krallığı ha?" Buda şöyle diyecektir: "Benliğin kesilmesi, benliğin yok olması” Ve İsa şöyle diyecektir, "Benliğin yok olması mı? Benliğin kesilmesi mi? Bu intihar demek, nihai intihar. Bu ne tür bir din? Yüce benlikten bahset!"

Birbirlerinin sözlerini anlamayacaklardır. Bir araya gelirlerse tercüme etmek için benim gibi birine ihtiyaç duyacaklardır; aksi halde ikisi arasında iletişim olamaz. Ve benim öyle bir şekilde tercüme etmem gerekecektir ki, ikisine de sadık kalmayacağım! İsa "Tanrı'nın krallığı" derken ben onu nirvana olarak tercüme edeceğim -o zaman Buda anlayacaktır. Buda "nirvana" dediği zaman ben İsa'ya "Tanrı'nın krallığı" diyeceğim - o zaman İsa anlayacaktır.

İnsanlığın artık bütün bir vizyona ihtiyacı var. Çok uzun zamandır yarım vizyonlarla yaşadık. Bu geçmişte gereklilikti ama artık insan olgunlaştı.

Benim sannyasinlerim meditasyon yapabildiklerini ve dua edebildiklerini, meditasyon yapabildiklerini ve sevebildiklerini, olabildiğince sessiz kalabildiklerini ve olabildiğince dans ettiklerini, kutladıklarını kanıtlamak zorundadır. Onların sessizliği onların kutlaması olmak zorundadır ve kutlamaları, sessizlikleri olmalıdır. Ben onlara müritlere verilen en zor işi veriyorum çünkü bu zıtlıkların birleşmesidir.
Ve bu birleşmede tüm diğer zıtlıklar eriyecek, bir olacaktır: Doğu ve Batı, insan ve kadın, madde ve bilinç, bu dünya ve o dünya, yaşam ve ölüm. Tüm zıtlıklar birleşecek, bu tek birleşme aracılığı ile karışacaktır çünkü nihai kutupsallık budur; tüm diğer kutupsallıkları içerir.

Bu birleşme yeni bir insan yaratacaktır - Buda Zorba. Ben yeni insana bu ismi veriyorum. Ve sannyasinlerimin her biri öyle bir akışkanlığa, öyle bir akışa sahip olmak için her tür çabayı gösterecektir, böylece tüm kutuplar sana ait olacaktır.

O zaman bütünlüğün tadını alacaksın. Ve bütünlüğü tanımak, kutsal olanı tanımanın tek yoludur. Başka yol yoktur.

Provakatör Mistik / Osho


Yorum Yaz